Güncel

Karanlık Sabahlar, Sıcak Yataklar ve Umut Meselesi

Karanlık Sabahlar, Sıcak Yataklar ve Umut Meselesi

Sabah uyanmak zorlaşıyor.
Hava geç aydınlanıyor, gün erken kararıyor. Enerji düşüyor, motivasyon azalıyor. İşe gitmek, derse oturmak, üretmek eskisinden daha fazla efor istiyor. Ve insan bir noktada kendine şu soruyu soruyor: “Bende mi bir sorun var?”

Bu sorunun cevabını net vermek gerekiyor: Hayır.
Yaşanan şey çoğu zaman bir zayıflık, bir yetersizlik ya da kişisel bir başarısızlık değil. Büyük ihtimalle mevsimsel bir geçişin psikolojik etkileriyle karşı karşıyayız.

Buna ister kış depresyonu densin, ister mevsimsel duygu değişimi, ister sadece “yoruldum” hali. İsimden bağımsız olarak ortada çok insani bir süreç var. İnsan zihni ve bedeni karanlıkla, soğukla ve günlerin kısalmasıyla birlikte içe çekilmek ister. Yavaşlamak ister. Daha az uyarana, daha fazla güvenli alana ihtiyaç duyar.

Sorun şu ki modern hayat bu ihtiyacı pek dikkate almaz. Takvimler, sorumluluklar, beklentiler hep aynı hızda devam eder. Zihin yavaşlamak isterken sistem hız talep eder. Asıl gerilim tam burada başlar.

Bu dönemde yaşanan motivasyon kaybı çoğu zaman “tembellik” olarak etiketlenir. Oysa bu, çoğu insan için bir uyum sürecidir. Zihnin ve bedenin yeni koşullara adapte olmaya çalışmasıdır. Ancak kişi bunu anlamlandıramadığında kendini sert bir şekilde eleştirmeye başlar. “Eskiden daha iyiydim”, “Hiçbir şey düzelmeyecek”, “Bende bir eksiklik var” gibi düşünceler devreye girer.

Bu düşünceler otomatik olarak gelir; ama gerçek olmak zorunda değildir.

Bu noktada yapılabilecek en büyük hata, kendini zorlayarak eski performansı birebir geri getirmeye çalışmaktır. Bu dönem büyük hedeflerin, yüksek beklentilerin dönemi değildir. Aksine, küçük ama net adımların daha işlevsel olduğu bir zamandır.

Günlük yapılacaklar listelerini sadeleştirmek, kendine esneklik tanımak, enerji yokken üretken olmaya çalışmak yerine düzen kurmaya odaklanmak bu süreci daha sağlıklı hale getirir. Ama en önemlisi, yaşanan duygunun geçici olduğunu hatırlamaktır. Bu bir duraktır; bir son değil.

İlhamın kaybolduğu hissi sık yaşanır. Ancak çoğu zaman ilham kaybolmaz; sadece sessizleşir. Dinlenir. Zorlandığımız dönemlerde bunu bir kayıp gibi algılarız ama aslında zihnin kendini koruma biçimidir.

Yeni yıl yaklaştıkça her yerde “yeni hedefler”, “yeni başlangıçlar”, “yeni bir ben” söylemleri dolaşır. Oysa her başlangıç yüksek motivasyonla olmak zorunda değildir. Bazen en gerçek başlangıç, bulunduğun yeri olduğu gibi kabul etmekle başlar.

Şu an bulunduğun yer iyi hissettirmiyor olabilir. Bu onu değersiz ya da yanlış yapmaz. Gerçekle temas kurmadan ilerlemek mümkün değildir. Kendine şu soruyu sormak yeterlidir: Şu an hayatımdan 1’den 10’a kadar kaç puan memnunum? Ve bu puanı bir tık yukarı taşıyacak tek küçük adım ne olabilir?

Tek bir adım.
Büyük dönüşümler çoğu zaman böyle başlar.

Bu sürecin amacı seni sürekli motive etmek değil. Ama seni kendine karşı biraz daha adil olmaya davet etmek. Yaşadığını anlamlandırmak ve şunu diyebilmek: “Ben bozuk değilim. Sadece insanım.”

Eğer okuyorsan, düşünüyorsan, fark ediyorsan… hâlâ sürecin içindesin.
Ve bu, sandığından çok daha güçlü bir yerde durduğunu gösterir.

 

 

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir