Canınız sıkılınca yemek yiyorsanız bu yazı sizin için.
Yemek yeme isteği sadece karnımız acıkınca gelmez, ruhumuz acıkınca da gelir. Yeme ataklarınızı hangi olayların, duygu ya da düşüncelerinin tetiklediğini fark etmiş miydiniz? Yoksa siz de canım sıkılıyor ve kendimi buzdolabının başında buluyorum diyenlerden misiniz? İşte can sıkıntısını gidermek için yemek yemeye “duygusal yeme” diyoruz. Duygusal yeme diye tanımladığımız bu davranışa gelin yakından bakalım.

Fizyolojik açlık olmaksızın yapılan her yeme davranışı aslında duygusal yemedir. Genellikle bu anlarda beden değil, zihin ve kalp doyurulmak istenir. Bir şeyin eksikliğini hissedersiniz ama ne olduğunu tam bilemezsiniz. İşte böyle zamanlarda kimi zaman sessizliği dağıtmak, kimi zaman boşluğu doldurmak, kimi zamansa zor gelen bir duyguyu bastırmak için elimiz yemeğe gider.
Nasıl hissediyorsun diye sorsak “can sıkıntısı” diye cevap verebilir çoğu kişi. Oysa can sıkıntısı diye “çok genel” şekilde tanımlanan ruh halinin altında aslında birbirinden çok farklı duygular yaşıyor olabilirsiniz. Kaygılı, korkmuş, çaresiz, sıkışmış, yetersiz, başarısız ve bazen de anlamsızlık, boşluk, ait olamama gibi varoluşsal duygular… Bu duyguların farkında olmadığınız için duygunuz sizi işlevsel olmayan bir davranışa yani yemek yemeye yönlendiriyor. Halbuki duygunuzu fark ederseniz ve onu regüle edebilirseniz, yani duyguyu düzenleyip yatıştırabilirseniz, yeme ataklarını azaltabilir ya da bitirebilirsiniz.
Duygusal yemeyi bitirmek için ilk adım duygusal yeme davranışından önce hangi duyguyu hissettiğinizi bulmak. Bir düşünün, en çok hangi duygu sizi yemeye yönlendiriyor?
İkinci adım olarak, bu duygunun işaret ettiği ihtiyacı fark etmeniz gerekir. Çünkü her duygunun bir mesajı vardır. Kaygı size güven ihtiyacını, yalnızlık bağlantı kurma ihtiyacını, öfke sınır koyma ihtiyacını, yetersizlik hissi ise takdir ve kabul görme ihtiyacını hatırlatır. Siz duygunun içindeki ihtiyacı fark etmediğinizde, bedeniniz o boşluğu yemekle doldurmaya çalışır. Ama o doluluk, o tokluk kısa sürer, çünkü aslında doymaya çalışan şey midenizden çok kalbinizdir.
Duygusal yeme döngüsünü kırmanın yolu, duygularınızı bastırmadan onlarla temas etmektir. Bir dahaki sefere eliniz buzdolabına giderken kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
– Şu anda gerçekten aç mıyım, yoksa başka bir duyguyu bastırmaya mı çalışıyorum?
– Ne hissediyorum?
– Hissettiğim bu duygu bana hangi ihtiyacımı anlatıyor olabilir?
Duygusal farkındalık geliştikçe, yemek artık bir kaçış değil, yalnızca bir fizyolojik ihtiyaç haline gelir. O zaman “can sıkıntısı” dediğiniz şeyin içinde size rehberlik eden çok daha derin bir iç dünya bulabilirsiniz.

