Güncel Kültür

Kumarbaz ya da Monte Carlo Yanılgısı

Kumarbaz ya da Monte Carlo Yanılgısı

Yüzdüm yüzdüm kuyruğuna ya gelemediysem?

Sonucun ne olacağını, bizi neyin beklediğini bilmek bize güven verir. Bilmediğimiz bir durum karşısında korkarız çünkü her an bir tehlike ile karşılaşabiliriz ve bu durum kötü sonuçlar doğurabilir. İşte bu tür düşünceler bizi güvenli alana her şeyin belirli olduğu yere götürür. Eğer belirli olmasa dahi kendi mantığımızla onu oluştururuz. Çünkü bu durum bize güç verir. Bizi güvende tutar.

Tam da bu noktada Monte Carlo yanılgısından bahsetmek yerinde olacaktır. Olasılıklar, şans oyunları, herhangi bir bozuk parayla yazı tura oynamak bile… Hepsi birer matematik hepsi birer olasılık. Fakat neden insanlar paralarının çoğunu kumarda kaybediyor? Şanssız oldukları için mi, matematik bilmedikleri için mi? Tam da bu noktada psikoloji devreye giriyor. Kumar bağımlısı olan kişilerden şu sözü çokça duymuşsunuzdur: “Az daha kazanıyordum”. Gelin bunun altında yatan sebebi birlikte inceleyelim.

1913 yılında oldukça sıradan günlerden bir gündü. Fakat Monte Carlo Casinosunda bulunan insanlar çoğunlukla çok şanslı olduklarını, onlar için büyük gün olduğunu düşünüyorlardı. “Bugün çok güzel bir gün ve kendimi çok şanslı hissediyorum, yolda gelirken yerde para buldum kesin daha çok para kazanacağıma bir işaret, uğurlu çorabımı giydim ve şans benden yana olacak…” Bunun gibi birçok düşünce sebebiyle şans oyunlarına yönelim daha çok artmakta ve kumar kapısı aralanmaktadır.

Bilişsel çarpıtma dediğimiz bu düşünceler gerçeklikten uzak, kişinin kendisine göre yorumladığı gerçek dışı düşüncelerdir. Burada bahsedilen Kumarbaz Yanılgısı diğer bir adıyla Monte Carlo yanılgısı da bilişsel çarpıtmalardan birisidir.

Makinenin aklının olmaması, size karşı bir tutumunda değişiklik olmaması mantıklı olan bir durumken bahsedeceğimiz bu durum insanların farklı bir düşünceye girmesi ve yanılgı içinde olmasını anlatıyor. Bir rulet masası düşünün; içerisinde sayılar ve renkler bulunuyor. En basit haliyle iki renk var. Rulet dönmeye başlıyor ve içerisine bir top bırakılıyor. Öncesinde seçtiğiniz renkte top durursa kazanıyor, eğer diğer renk üzerinde durursa kaybediyorsunuz.

1913 yılındaki o akşamda top masaya atıldı ve siyah bölmede durdu. Siyah koyanlar kazandı, kırmızı koyanlar kaybetti. Bir sonraki turda herkes seçimini yaptı ve sonuç yine siyahtan yana oldu. 3,4,5. tur derken sonuç yine siyahtan yanaydı. İşte bahsettiğimiz yanılgı buradan sonrasında şekillenmeye başladı. Yan masada oturanlar, oyun oynayanlar veya başka bir işle uğraşanlar… Herkes bu masaya toplanmaya başladı ve herkesin düşüncesi neredeyse aynıydı. Üst üste siyah bölmeye düşen top artık kırmızı bölmeye düşecekti. Çoğunluk kırmızıya parasını yatırıyor ve kesinlikle kazanacaklarını düşünüyorlardı. Sonuç ise yine siyahtan yana olmuştu. Bu durum her tur katlanarak artıyor, insanların artık kırmızı gelecek düşüncesi daha çok pekişiyordu. 10,11,12…23,24,25,26. tur. O gece tam olarak üst üste 26 tur siyah gelmişti.

İnsanların şans üzerinden oluşturdukları düşünceleri yani oluşturdukları yanılgı o gece çok sert bir şekilde yüzlerine çarpmıştı. Ne kadar çok değişiklik olsa da her tur kendi içinde bir olasılıktı, ne önceki turla bir ilgisi vardı ne de onu etkileyen başka bir neden. Makinenin bir aklı olmamasına rağmen insanların yorumu farklı olmuş, artık sıra bende ve ben kazanacağım diyerek önceki kaybettiklerinin bir sebebi olduğuna kendilerini inandırmışlardı.

İnsan beyninin aradığı düzen ve sonuçlar silsilesi burada işe yaramamıştı. Çünkü her tur yeni bir olasılıkla karşı karşıya kaldığını unutmuştu. Bu durum hayatımızın belli başlı yerlerinde farklı şekillerle karşımıza çıkabilmektedir. Örneğin 4 kız çocuğu olan bir baba 5. çocuğunun cinsiyetinin artık erkek olacağı düşüncesine girebilmektedir. Başka bir örnek olarak, yaşanabilecek bir deprem felaketi sonrasında bir kere böyle bir durum yaşandı yakın zamanda bir daha böyle bir durum yaşanmaz düşüncesi oluşabilir.

İnsanlar evrenin bir düzen içerisinde olduğunu ve her konuda bu düzenin işleyeceğini düşünür. Bu sebeple olasılıkları kendisine göre yorumlayabilmekte ve çıkarımlarda bulunabilmektedir. Kumarbaz yanılgısı içerisinde bulunan kişilerin otomatik düşüncelerini incelemek ve bilişsel çarpıtmalarını anlamak gerekir. Hangi konuları kendisine göre yorumlamakta ve ne tür çarpıtmalar yapmakta soruları önemlidir.

  • Ben uzun süredir buradayım, ya şuraya ilk defa birisi girseydi ve aynı işlemleri yapsaydı durum değişir miydi?
  • Buradaki makinenin bir beyni var mı, geçmişteki oyunları hatırlıyor mu?
  • Burada bir beceriden mi söz ediyoruz yoksa sonuçları tamamen rastlantısal mı?
  • Kendimi aşırı şanslı hissediyorum düşüncesi içerisinde bulunmak tamamen bir kişisel hissiyatken bu durum sonucu değiştirir mi?
  • Bu sefer şans benden yana diyerek oynayıp da kaybettiğim oldu mu?

Sonuç olarak şansı yönetmek olasılıklar üzerinde kontrol sahibi olmaya çalışmak ile günlerinizi geçirmekten ziyade verdiğiniz kararlar üzerinde kontrol sahibi olmaya çalışmanız hislerinizi anlamlandırırken daha gerçekçi bakış açısı sunmanız çok daha işlevsel olmanıza sebep olacaktır. Az daha kazanıyordum, kaybımı geri kazanayım bir daha oynamayacağım gibi düşüncelerin farkına varın.

Kontrol sizden uzaklaşmış ve kişisel hayatınızın önüne kumar geçmişse burada bağımlılık tehlikesi oluşmuş olabilir. Bağımlılık söz konusu iken irade kavramı işlevini kaybetmektedir. Bağımlılık bir beyin hastalığıdır fakat tedavisi mümkündür. Kumar masasından kalkma iradesi sözü bağımlı bireyler için söz konusu değildir. Çünkü irade ortadan kaybolmuş, beyindeki haz oluşumları sağlıklı bir beyinle aynı şekilde çalışmamaya başlamıştır. Bu durumda mantıklı karar verme süreçleri değişikliğe uğramıştır. Finansal süreçleri yönetmekte zorluklar, zaman yönetiminin oluşamaması, ailesel ve çevresel problemlerin baş göstermesi gibi birçok farklı sorunlar oluşabilir. Bağımlı bireyler kendi başlarına bu durumu problem olarak göremeyebilir. Yakın çevresinin bu noktada bu kişiler için öncü bir rol izleyip onlara bu durumları anlatması ve uzman kişilere yönlendirme yapması önemli ve elzemdir. Ayrıca bu kişilere nasıl yaklaşacağınızı öğrenmek için de yine uzmanlardan yakınları olarak destek alabilir, bu konularda bilgi sahibi olabilirsiniz.

 

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir